Dijital not alma artık sadece bir alışkanlık değil, neredeyse bir yaşam biçimi haline geldi. İkinci beyin kavramı popülerleştikçe insanlar düşüncelerini, fikirlerini ve bilgilerini organize etmek için doğru aracı arıyor. Ben de bu arayışın içindeyim ve son bir yılda üç farklı uygulamayı derinlemesine kullandım.
Bu yazıda Notion, Obsidian ve Tana'yı gerçek kullanım deneyimlerimle karşılaştıracağım. Spoiler vermek gerekirse hepsinin farklı güçlü yanları var ve en iyi uygulama diye bir şey yok. Sizin çalışma tarzınıza hangisi uyuyorsa o en iyisidir.
Notion: Hepsi Bir Arada Çalışma Alanı
Notion sadece bir not alma uygulaması değil, aynı zamanda proje yönetimi, veritabanı, wiki ve takvim aracı. Bu çok yönlülük hem en büyük gücü hem de bazen en büyük zayıflığı oluyor.
Notion'ı ilk kullanmaya başladığımda iş ve kişisel hayatımın tamamını burada organize etmeye karar verdim. Okuma listelerim, proje notlarım, haftalık planlarım, alışveriş listem hepsi Notion'da. İlk iki hafta her şeyi kurma süreciydi ve dürüst olmak gerekirse biraz yorucu oldu. Ama bir kez sistemi oturtunca hayatım değişti desem abartmış olmam.
Notion'ın veritabanı özelliği gerçekten oyun değiştirici. Mesela okuduğum kitapları bir veritabanında tutuyorum. Her kitabın durumu, puanım, notlarım ve alıntılarım var. Farklı görünümlerle aynı veriyi tablo, kanban veya galeri olarak görebiliyorum. Bir arkadaşım benim Notion şablonumu gördükten sonra kendisi de kullanmaya başladı ve şimdi ekip olarak ortak bir çalışma alanımız var.
Dezavantajları da var. Notion internet bağlantısı gerektiriyor ve çevrimdışı desteği sınırlı. Ayrıca çok fazla sayfa oluşturduğunuzda arama bazen yavaşlayabiliyor. Ve en önemlisi Notion ile not almaya başlamak yerine Notion sistemini kurmaya saatler harcayabiliyorsunuz. Bu tuzağa düşmemek önemli.
Obsidian: Bilgi Ağı Oluşturma Ustası
Obsidian tamamen farklı bir felsefede çalışıyor. Notlarınız yerel dosyalar olarak bilgisayarınızda Markdown formatında saklanıyor. Hiçbir bulut servise bağımlı değilsiniz. Notlar arasında bağlantılar kurarak bir bilgi ağı oluşturuyorsunuz.
Obsidian'ı akademik araştırmalarım sırasında keşfettim. Okuduğum makalelerin notlarını alıyordum ve makaleler arasındaki bağlantıları görmek istiyordum. Obsidian'ın grafik görünümü tam olarak bunu sağlıyor. Notlarınız arasındaki bağlantıları görsel bir ağ olarak görüyorsunuz ve beklemediğiniz bağlantıları keşfediyorsunuz.
Bir üniversite hocası tanıdığım Obsidian'ı ders notları ve araştırma için kullanıyor. Yıllar içinde oluşturduğu binlerce not arasında Obsidian'ın arama ve bağlantı sistemiyle kolayca gezinebiliyormuş. Grafik görünümde notlar arasındaki ilişkileri görmek yeni araştırma fikirlerine ilham veriyormuş.
Obsidian'ın öğrenme eğrisi Notion'a göre daha dik. Markdown bilmek gerekiyor ve eklenti sistemi güçlü olsa da başlangıçta hangi eklentileri yükleyeceğinizi bilmek zor. Ayrıca görsel olarak Notion kadar şık değil, minimalist bir arayüzü var.